Köşe Yazısı HABERLERİ
-
Son yıllarda Türkiye’de yaşanan hemen her siyasi, hukuki veya toplumsal gelişme; Batı merkezli medya kuruluşları tarafından benzer bir çerçeve içerisinde servis edilmektedir: “Demokrasi elden gidiyor”, “otoriterleşme”, “muhalefete baskı”, “rejim krizi”… Oysa dikkat çekici olan nokta şudur: Aynı medya kuruluşları, kendi ülkelerinde yaşanan çok daha sert hukuk krizlerinde ya sessiz kalmakta ya da olayları “kurumsal süreç”, […]
-
Siyasi partiler yalnızca seçim kazanan, kaybeden ya da iktidar mücadelesi veren yapılar değildir. Bazıları vardır ki bir ülkenin hafızasına dönüşür. Kuruluş yıllarından darbelerine, krizlerinden toplumsal kırılmalarına kadar devletin hikâyesiyle iç içe geçer. Cumhuriyet Halk Partisi tam da böyle bir partidir. Bugün yaşanan “mutlak butlan” tartışmasını yalnızca teknik bir hukuk meselesi olarak görmek bu yüzden mümkün […]
-
Bir toplumun gelişmişlik seviyesi yalnızca anayasalarına, seçimlerine ya da ekonomik göstergelerine bakılarak anlaşılmaz. Bazen daha yalın ama daha sarsıcı bir ölçüt gerektirir. Güçsüz olana nasıl davranıyoruz? Çocuğa, yaşlıya, doğaya… ve elbette hayvanlara. Bugün Türkiye’de sokak hayvanları meselesi, hayvan itlafı tartışmaları ve kontrolsüz üreme sorunları etrafında yürüyen sert tartışmalar, gerçekte yalnızca bir belediyecilik, güvenlik veya idari […]
-
19 Mayıs… Takvim yapraklarında bir tarih olmanın çok ötesinde bir anlam taşır. Çünkü o gün, yorgun bir imparatorluğun küllerinden yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir milletin kaderi değişmiştir. İşgal edilmiş limanların, susturulmuş Meclis’in, umutsuzluğa teslim edilmek istenen Anadolu’nun içinden bir irade çıkmıştır ortaya. Adı; bağımsızlıktır. Bugün 19 Mayıs’ı sadece gençlik şölenleriyle, bayraklarla, marşlarla anmak elbette önemlidir. […]
-
Başlıktaki soru son derece basit görünmektedir. Aslında bu soru ekonomi politiğin özüdür. Çünkü mesele sadece ne kadar kazandığımız değil, o kazancı nereye kanalize ettiğimizdir. Bir ekonomik gerçeği yazarak yazımıza başlayalım: Bir ülke, kazandığı kadar değil; kazandığının ne kadarını yeniden üretime dönüştürdüğü oranda büyür. Türkiye İstatistik Kurumu verileri, gelir dağılımının yıllar içinde bozulduğunu göstermektedir. Ancak asıl […]
-
Gönlümün Yazdığı Türkiye ile Aklımın Yazdığı Türkiyem. Bugün 3 Mayıs. Türkçülük Günü. Bir Türk milliyetçisi olarak kaleme almak istediğim metin aslında çok daha net, çok daha iddialıydı. Özetle şunu söylemek istiyordum: “Hürmüz kilitlendi, dünya enerji krizi yaşıyor ve Türkiye artık sadece bir geçiş ülkesi değil; oyunu kuran, dengeyi belirleyen yeni enerji merkezi haline […]
-
Hukuk devleti, yalnızca normatif bir ilke değil, aynı zamanda uygulama pratiğiyle anlam kazanan bir yönetim biçimidir. Türkiye örneğinde, anayasal güvenceye rağmen bu ilkenin hayata geçirilmesinde yaşanan sorunlar, büyük ölçüde kamu yönetiminin yapısal özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Hukuk devleti, genel anlamda, devletin tüm iş ve işlemlerinde hukuka bağlı olduğu ve bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına […]
-
2002 yılında yüzde 73 olan ev sahipliği oranının bugün yüzde 56’ya gerilemesi, Türkiye’de konut meselesinin artık sadece bir “piyasa sorunu” değil, doğrudan bir “yönetim tercihi” haline geldiğini gösteriyor. Bu düşüş, tek başına bir istatistik değil; milyonlarca insanın kiracılaştığını, güvencesizleştiğini ve barınma hakkının giderek erişilemez hale geldiğini anlatan sessiz bir tablo. Peki bu noktada akla gelen […]
-
24 Nisan günü, Cuma Namazı için gittiğim bir mescit de İmam Efendi üç hafta önce yaptığı şükür konusunu tekrar ederken, farklı bir şeyler söyleyecek diye bekledim. Her şartta nimetlere şükredilmesi gerektiğini ayet ve hadisler ışığında ayni minval üzerinde anlatınca, şükrün adalet bağlamında da ele alınması gerektiği anlamında; “Hocam! Buraya gelenler asgari ücretli, emekli yirmi bin […]
-
Bazı davalar vardır ki, yalnızca bir adli vaka olarak değerlendirilemez. Bu tür davalar, devletin hukukla kurduğu ilişkinin niteliğini, kamu gücünün sınırlarını ve toplumun adalet duygusunu doğrudan ilgilendirir. Gülistan Doku davası da bu çerçevede ele alınması gereken bir vakadır. Tunceli’de bir genç kadının kayboluşu ve sonrasında gelişen süreç, yalnızca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması meselesi değil; aynı […]
-
Devlet, üzerinde en çok konuştuğumuz; fakat tanımında anlaşamadığımız kurumların başında yer almaktadır. Devleti kimi zaman kutsallaştırılarak eleştiriden azade tutulmakta, kimi zaman ise sıradan bir yönetim aygıtına indirgeyerek itibarsızlaştırmaktayız. Oysa devlet, ne tapınılacak bir varlık ne de keyfî biçimde şekillendirilecek basit bir araçtır. Devlet, hukukun içinde anlam kazanan ve ancak hukukla meşruiyet bulan bir kurumsal varlıktır. […]
-
Bana son zamanlarda en çok sorulan sorulardan biri, “Hocam! Dünyada İlahi Adalet var mı? Var da biz mi göremiyoruz.” Olmaktadır. Doğrusu bu soruyu ben de zaman zaman kendime sormuşumdur. Konu ile ilgili ayetleri yeniden gözden geçirdim. Atladığım bir şey var mı? Diye dikkatlice baktım. Ahiret hayatında, hesap günü ile ilgili İlahi adalete vurgu yapan çok […]