Bir şampiyonluk sadece son topun öyküsü değildir. Oraya gelene kadar güzel oynadığın, dağıldığın, eleştirildiğin, yine ayağa kalktığın bütün günlerin toplamıdır. Türkiye bu Avrupa Şampiyonası’nda kusursuz değildi. Tahminen de bu yüzden bu şampiyonluk kusursuz bir öyküye dönüştü.
Final bunun küçük bir özeti üzereydi. Birinci ve üçüncü setlerde İtalya oyunu elimizden aldı: 25-16, 25-12. İki kere düştük, iki sefer kalktık. Dördüncü sette maçı yine kurduk, tie-break’te ise kaptan Eda’nın arka arkaya sayılarıyla 4-4’ten 8-4’e yürürken yalnız skoru değil, kupayı da kendi tarafımıza çektik. Sonrası 15-10 ve Avrupa’nın doruğu…
TEK YILDIZLI BiR ŞAMPiYONLUK DEĞiL
Vargas 30 sayıyla tekrar büyük yıldızdı. Ancak bu, tek yıldızlı bir şampiyonluk değildi. Eda’nın liderliği, Zehra’nın file üzerindeki yükü, Hande’nin oyunu taşıyan görünmez işleri, turnuva boyunca İlkin’in savunmada verdiği istikrar, finalde Derya’nın çok kritik dokunuşları, Yaprak’ın, Eylül’ün, Saliha’nın, Eylül’ün sihiri, Elif’in sorumluluk alışı, Gizem’in arka alan güvenliği… Burası değerli zira turnuvada çok az müddet bulmuş olan oyuncuların da şampiyon zihniyetiyle oynaması büyük iş, büyük yürek…
2023’te açılan kapı artık tesadüf denemeyecek kadar geniş. Türkiye üst üste ikinci defa Avrupa şampiyonu; üstelik bunu son Olimpiyat ve Dünya şampiyonu İtalya’yı 3-2 yenerek yaptı. Ve bu altın, yanında Los Angeles 2028 Olimpiyat biletini de getirdi. Sevincimiz katlandı.
Büyük ekipler hiç düşmeyenler değildir. Düştüğü yerden nereye çıkabileceğini bilenlerdir. Biz bugün çıkılabilecek en yüksek yere çıktık.
Takvim 6 Eylül 2026’yı gösteriyor. Mevsimlerden yeniden şampiyonluk.








