Körfez ülkeleri ne yapacak? Savaş sonrası üç olası senaryo

İran savaşı sonrası körfez ülkelerini ne bekliyor? Entegre bir askeri güç mü, kırılgan bir statüko mu, yoksa derin bir çatlak mı? Carnegie Enstitüsü, savaş sonrası Ortadoğu için üç senaryo çizdi.
Foto Galeri - Nisan 18, 2026 8:00 am

ABD ve İsrail’in yoğun hava operasyonları bile İran’ın bölgedeki gücünü ve Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını tamamen kıramadı. Ortadoğu’da silahlar şimdilik sussa da yeni jeopolitik denklemde hamle sırası artık Körfez başkentlerinde.

Dünyanın en saygın düşünce kuruluşlarından Carnegie Enstitüsü, savaş sonrası Ortadoğu için üç senaryo çizdi.

“UMUT VERİCİ İŞBİRLİĞİ”

Bu senaryolardan birincisi “Umut Verici Bir İşbirliği.” Buna göre Körfez ülkeleri, savunma sanayilerini birleştiriyor. Analize göre ; Bahreyn’den Katar’a kadar tüm Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin İran füzelerine hedef olması, “entegre bir hava savunma sistemi”ni zorunlu kılıyor.

Sadece silah almak değil, üretmek de gündemde. Rapora göre Ukrayna ile dronsavar teknolojisi üzerine yapılacak iş birliği ve bölgede üretilecek füze savunma sistemleri, ABD’ye olan savunma bağımlılığını azaltabilir. Ekonomik tarafta ise Hürmüz boğazı, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin yapımını üstleneceği boru hatları ile bypass edilebilir. Tüm bölgeyi birbirine bağlayacak “Körfez Demiryolu” projesinde yol alınması da körfezi bambaşka bir rotaya sokabilir.

“KIRILGAN STATÜKO”

İkinci ve en muhtemel görülen senaryo ise “Kırılgan Statüko.” Yani savaşın getirdiği zorunlu işbirliğinin, yeniden barış sağlandığında yerini eski çekişmelere bırakması. Carnegie analistlerine göre, sınır anlaşmazlıkları ve ekonomik rekabet, ortak para birimi veya ortak ordu gibi büyük hedeflerin önünde engel teşkil ediyor. Bu senaryoda Körfez ülkeleri faturayı kime kesecekleri konusunda da birbirinden ayrışıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, ABD ve İsrail ile bağlarını güçlendirirken; Umman ve Suudi Arabistan, Washington’ın savaşı başlatma biçimine daha şüpheci yaklaşıyor.

“YENİ KÖRFEZ ÇATLAĞI”

Üçüncü, yani “Korkulan Senaryo” ise “Yeni Bir Körfez Çatlağı.” Bu olasılığa göre Riyad ve Abu Dabi arasındaki ekonomik vizyon savaşı, jeopolitik bir kopuşa dönüşebilir. Uzmanlar Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail ile derinleşen güvenlik ittifakının, Suudi Arabistan’ı Tahran ile yeni bir denge kurmaya zorlayabileceği görüşünde. Carnigie Enstitüsü’ne göre Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail eksenindeki tek başına hareket eden sert dış politikası, onu bölge komşularının gözünde “Katar benzeri”, izole edilmiş bir güç haline getirebilir.

Carnegie analizine göre körfez ülkeleri ortak duruş sergiledikleri takdirde bölgesel bir güç odağına dönüşme potansiyeline sahip.. Uzmanlar, aksi takdirde Körfez’in küresel aktörlerin nüfuz mücadelesinde stratejik bir oyun alanı olarak kalacağı uyarısında bulunuyor.

BENZER HABERLER